Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Damacana Su, Su Markaları, Su Bayileri Haberleri

Su savaşları başlıyor

Suya cep telefonu kadar para harcarsak su sorunu çözülür mü? Bolivya’daki gibi yağmur suyu biriktirmek için hapse girmeyi göze alabilir misiniz? Akarsular özelleştirildiğinde hayvanlar suyu pet şişeden mi içecek?

İstanbul’da musluktan pis kokulu su aktı. Ankara’nın suyu pis, İzmir’inki arsenikli. Kuraklık ve susuzluk tarımı vurdu, açlık kapıda. Çiftçi borcunu kışı hapiste geçirerek ödemek için torpil arıyor. Buna karşı akarsuların özelleştirilmesi gündemde. NTVMSNBC su dosyasını açıyor.


Birleşmiş Milletler “Su, insan hakkıdır” diyor ama, Türkiye’de suyun arsenikli ya da pis olması bir yana, musluktan akması bile mucize sayılıyor. Öte yandan “paketlenmiş su pazarı” hızla büyüyor. Devlet kamu hizmeti olarak vatandaşın musluğundan akıtacak su bulamazken, örneğin milyonlarca lira harcanarak İstanbul’a getirilmesi planlanan Melen suyunun “buharlaştığı” açıklanırken, özel şirketler kaynağı buluyor ve devletten kiralayıp, paketleyip satıyor. Enerji Bakanı Hilmi Güler akarsuların da özelleştirilmesinin gündemde olduğunu açıkladı. 2009 mart ayında İstanbul’da yapılacak Dünya Su Forumu’nun konusu “suyun özelleştirilmesi.” Bolivya ve Hindistan örneklerin suyun özelleştirilmesinin vahim sonuçlarını gösteriyor. Bolivya’da suyu özelleştiren devlet, halkın yağmur suyu biriktirmesini bile yasakladı. Hindistan’daki suyun sahibi de akarsuyu polis gücüyle koruyor, “su hırsızlarına” karşı. Bir yanda susuzluk, diğer yanda “özel su”...

Dünyada insanların yüzde 5’i paketlenmiş su kullanıyor. Türkiye’deki paketlenmiş su pazarının 2008 bütçesinin 10 milyar litreye ulaşacağı, mali boyutunun 1 milyar 300 milyon YTL olacağı belirtiliyor. Günde 400 bin damacana suyun tüketildiği İstanbul ise, su pazarının yüzde 80’ini oluşturuyor.

Türkiye’de paketlenmiş su pazarı her yıl yüzde 10 büyüyor. 300’e yakın damacana, 100’den fazla pet şişe üreticisi var. Pazar payı Nestle’nin yüzde 29, Coca Cola’nın 18.4, Danone’nin 10.5, Yaşar Holding’in 13.7, Aytaç’ın 14.3. Piyasanın yüzde 70’i ise yabancı şirketlerin...

SU KAYNAKLARI KİRALANIYOR

Su şirketleri, su kaynağını işletmek için devletten “işletme ruhsatı” almak için başvuruyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, su kaynağının bulunduğu bölge orman alanı içindeyse Orman Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ayrı ayrı onay verdikten sonra, Maliye Bakanlığı’na parası yatırılıp su kaynağı kiralanıyor.

500 litre/saniyenin üstündeki kaynaklar Devlet Su İşleri envanterinde yer alıyor. 500 litre/saniyenin altındaki kaynaklar Devlet Su İşleri’nin envanterinde olmadığı için, kişi veya şirketler kendileri “kaynak” bulup, bu kaynağı Maliye Bakanlığı’ndan kiralıyorlar. Kaynağın etrafına şişeleme tesisi yapılıyor, Sağlık Bakanlığı da “kaynağında örnek alma” (sample) yöntemiyle denetim yapıyor.

Paketlenmiş su sektörü dünyada da hızla büyüyor ve özellikle azgelişmiş ülkelerde buna ek olarak akarsular da özelleştiriliyor. “Özel su”, kuraklık ve susuzluk sorunu karşısında çözüm mü, yoksa sorunun daha da büyümesine mi yol açacak? NTVMSNBC’nin konuştuğu uzmanlar, paketlenmiş suyun kısıtlanamayacağını, parası olanın “su” alabilmesinin önüne geçilemeyeceğini söylüyor, ama devletin üzerine düşen görevleri hatırlatıyorlar.



ANKARA’DA ÇEŞMEDEN BİRİNCİ SINIF SU AKARDI

Su Stratejileri Uzmanı Dursun Yıldız, Çevre ve Orman Bakanı’nın “7 şehirde çok büyük oranda acil su temini ihtiyacı” açıklamasından sonra, paketlenmiş su sektörünün daha da büyüyeceğini söylüyor. “3 sene önce Ankara’nın çeşmelerinden birinci sınıf su akardı. Şu anda akan su, yapılan analizlere göre, ikinci sınıf su” diyen Yıldız, bu suyu içmek istemeyenlerin de hızla büyüyen “paketlenmiş su” almaya başladığını anlatıyor. Halkın hazır su almaya yönlendirildiğini söyleyen Yıldız, talep hızla artınca, denetim zaafının da büyük bir sorun olarak ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

BELÇİKA’DA SU ANAYASAL HAK

Suyun bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Yıldız, Belçika gibi bazı ülkelerde bu hakkın anayasada yer aldığını, her insanın yaşayabilecek oranda suya sahip olmasının anayasal garanti altına alındığını söyledi. Türkiye’nin de bu hakkı tanıması gerektiğini vurgulayan Dursun Yıldız, NTVMSNBC’ye şunları söyledi:

“Suyu bir insanın yaşaması için doğal ve vazgeçilmez bir hak olarak ele alırsak, bir insanı bundan mahrum bırakmanın mümkün olmadığını düşünmek zorundayız. Su, sosyal devlet anlayışıyla, alabildiğince düşük bir fiyatlandırmayla toplumun tüm kesimlerine sunulması gereken bir kamu hizmetidir. Eğer bunu bu hizmet anlayışının dışına çıkartıp ticarileştirirseniz, bu kısır döngüyü daha da genişletirsiniz.

AYŞE TEYZE NE YAPACAK?

“Yapılması gerek, su konusuna kamu hizmeti yönetimi anlayışıyla bakmak. Çünkü bu kadar yaşamsal olan bir doğal kaynağı ticari alana koyup da bunun üzerinden kâr etme sistemi, birçok kişinin suya ulaşma hakkını engelleyebilir. Yani şu anda olduğu gibi. Açıkça soruyorum, eşinden kalan 300 YTL maaşla Ayşe Teyze gecekonduda nasıl geçinecek? Bu paranın yüzde 20’sini suya nasıl yatıracak? En azından Ayşe Teyze’ye içmesi ve kullanması için sürekli ve güvenilir su sağlama zorunluluğu olmalı. Belçika gibi bazı ülkeler suyun bir insan hakkı olduğunu ve her insanın yaşayabilecek oranda suya sahip olması gerektiğini anayasalarına koyuyorlar. Biz de Türkiye’de hazırlanan Su Yasa Tasarısı’na suyun bir insan hakkı olduğunu koymak ve gereğini yapmak zorundayız. Türkiye’deki su yönetimi, geçmişteki merkezi yapılanma sistemiyle bugünkü yerelleşme arasında bir yere sıkıştı. Bu sıkışmışlıktan kaynaklanan idari, teknik, planlama, inşaat ve yatırım açısından sorunlar yaşıyor.”

SU YASASI NEDEN ÇIKMIYOR?

DSİ’nin eski hukuk müşavirlerinden Özdemir Özbay, paketlenmiş su sektörünün büyümesinin kentlerdeki içme suyu sorununa çözüm olmadığının altını çiziyor. Su yönetiminin üniter olması gerektiğini vurgulayan Özbay, eskiden kamuya ait suyun tek merkezden, Devlet Su İşleri’nden yönetildiğini, oysa şimdi yerel yönetimlere bağlandığını söylüyor ve sorunun burada başladığını belirtiyor. 2006 yılı başında AB direktifleri ve 11 ülkenin su kanunları dikkate alınarak hazırlanan Su Yasası Tasarısı’nın, 2006 sonunda yürürlüğe geçirileceği sözü verildiğini hatırlatan Özbay, ancak tasarının Enerji Bakanlığı’ndan öteye geçemediğini, bunun anlaşılabilir olmadığını söylüyor.


MELEN’İN SUYU NASIL BUHARLAŞIYOR?

Susuzluk sorunu büyüdükçe, yerel yönetimler arasında su savaşı başladı. İstanbul ve Kocaeli büyükşehir belediyeleri arasında Sapanca’nın suyu için başlayan kavga, mahkemede. İstanbul, Melen’in suyunu getirmek için proje hazırlayıp milyonlarca dolar harcadı. Ama bir “talihsizlik” oldu. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Melen’in kuruduğunu, barajlardaki suyun buharlaştığını söyleyip “Tehlikeli çizgideyiz” açıklaması yaptı. Oysa Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık’a göre bu durum “kader” değil; barajdaki suyun buharlaşması tüm dünyada karşılaşılan bir sorun ve çaresi de var. Atalık, dünyada buharlaşmayı önlemek için, suyun üzerine solüsyon konduğunu ya da yüzer cisimler koyduğunu söylüyor, Melen için bu yöntemin düşünülememiş olması nedeniyle şaşkınlığını gizlemiyor.

ÇİFTÇİ BORÇ KARŞILIĞI HAPİS CEZASI İÇİN TORPİL ARIYOR

Mayıs ayında yap-işlet-devret ile DSİ’nin kimi görevlerinin değiştirilmesi hakkında bir kanun çıktı. Kanun sulama yatırımları ile ilgili borçların tahsiline ilişkin. Atalık’a göre, bu kanunla sulama işi artık özel şirketlere verilecek. Enerji Bakanı’nın söylediği gibi akarsular da özelleştirilirse, şirket, tarlaya su saati takacak. Oysa bugün borcunu ödeyemeyen çiftçi, kış aylarında cezaevine girmek için torpil arıyor. Şimdi bir de su parası çıkınca, altından kalkamayacak.


VE DÜNYA SU KONSEYİ İSTANBUL’A GELİYOR

2009 mart ayında, Dünya Su Konseyi üyeleri, önemli kararlar için İstanbul’a geliyor. 5. Dünya Su Forumu, İstanbul’da toplanacak. Türkiye, Forum organizasyonuna katılım anlaşmasını, TBMM’den şubat ayı başında çıkan kanunla onayladı. Ve Türkiye’deki Dünya Su Forumu toplantısının gündemi suyun özelleştirilmesi. Suyun artık çokuluslu şirketlerin eline geçeceğini, su savaşlarının başladığını söyleyen Atalık, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon’un şu sözlerine dikkat çekiyor: “İnsanlar su faturasına cep telefonu kadar ödeme yapmaya razı olursa hiçbir sıkıntı kalmayacak. İnsanlar cep telefonu kullanmadan da yaşabilirler, ama su kullanmadan yaşayamazlar. Arabaların vergilerine harcadığımız vergilerin yüzde 5’ini suya harcamazsak su sorununu çözemeyiz.”

Bakan Akdağ, su için güvence verdi

Sağlık Bakanlığı, Ankara'da 11 kaynak suyu işletmesindeki son denetimlerde herhangi bir biyolojik ve kimyasal sorun bulunmadığının belirlendiğini açıkladı.

Yazılı açıklamada, Ankara sınırları içinde 11 kaynak ve içme suyu işletmesi bulunduğu belirtildi.

Bu işletmelerin İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yıllık üretim kapasiteleri doğrultusunda yılda en az 4, en çok 36 kez kontrol edildiği vurgulanan açıklamada, kontrollerde numune alınmak suretiyle suyun biyolojik ve kimyasal yapısının sürekli denetime tabii tutulduğu ifade edildi.

Suyun kaynağındaki denetimin yanı sıra piyasa gözetimi ev denetimi kapsamında da numuneler alındığı belirtilen açıklamada, "Ankara'da bulunan 11 kaynak suyu işletmesinde yapılan son denetimde yer alan numune sonuçlarına göre, herhangi bir biyolojik ve kimyasal sorun bulunmamaktadır. Sorun tespit edilmesi durumunda ise ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda derhal müdahale edilmektedir" denildi.

Açıklamada, "Bunun yanında, üretim yeri Ankara dışında olan ve Sağlık Bakanlığı'nca izin verilen 191 kaynak ve içme suyu işletmelerinden 100 civarında marka Ankara'da satışa sunulmaktadır. Bu firmaların denetimleri de ilgili Sağlık Müdürlüklerince kaynağından yapılmaktadır. Ayrıca, yakınmalara öncelik verilerek müdürlüğümüzce de piyasa gözetim ve denetimi yapılmaktadır" ifadesine yer verildi.

Denetimler sırasında olumsuz bir durumun tespiti halinde ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda derhal müdahale edildiği belirtilen açıklamada, sorunun durumuna göre satışın engellendiği, ürünün imha edildiği, para cezası uygulandığı, işletmenin faaliyetinin durdurulduğu ve Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi.

Açıklamada, "Bugün itibarıyla yapılan denetim ve analiz sonuçlarına göre, Ankara'da halk sağlığını tehdit edici bir durum bulunmamaktadır. Olumsuz bir durumun tespit edilmesi halinde ise anında gerekli müdahaleler yapılacaktır" denildi.

Kaynak Suyun Doğada Depoloma Yöntemi

Su çevriminin başlama noktası yoktur ama, okyanuslardan başlayarak su döngüsünü anlatalım. Su çevrimini harekete geçiren güneş, okyanuslardaki suyu ısıtır, ısınan su da atmosfere buharlaşır. Yükselen hava akımları, su buharını atmosfer içinde yukarıya kadar taşır, orada bulunan daha soğuk hava bulutlar içinde yoğunlaşmaya sebep olur. Hava akımları, bulutları dünya çevresinde hareket ettirir, bulut zerreleri bir araya gelerek, büyürler ve yağış olarak gökyüzünden düşerler. Bazı yağışlar, kar olarak dünyaya geri döner ve donmuş su kütleleri halinde binlerce yıl kalabilecek olan buz tepeleri ve buzullar şeklinde birikebilir.

Ilıman iklimlerde ilkbahar geldiğinde çoğu zaman kar örtüleri erir ve eriyen su, erimiş kar olarak toprak yüzeyinde akışa geçer ve bazen de sellere sebep olur. Yağışın çoğu okyanuslara yada toprağa düşerek yerçekiminin etkisiyle yüzey akışı olarak akar. Akışın bir kısmı vadilerdeki nehirlere karışır ve buradan da nehirler vasıtasıyla okyanuslara doğru hareket eder. Yüzey akışları ve yeraltı menşeyli kaynaklar tatlı su olarak göllerde ve nehirlerde toplanır. Bütün yüzey akışları nehirlere ulaşmaz. Akışın çoğu sızarak yer altına geçer. Bu suyun bir kısmı yüzeye yakın kalır ve yeraltı suyu boşaltımı olarak tekrar yüzeydeki su kütlelerine (ve okyanusa) katılır. Bazı yeraltı suları yer yüzeyinde buldukları açıklıklardan tatlı su kaynakları olarak tekrar ortaya çıkarlar. Sığ yeraltı suyu, bitki kökleri tarafından alınır ve yaprak yüzeyinden terlemeyle atmosfere geri döner.

Yeraltına sızan suyun bir kısmı daha derinlere gider ve çok uzun zaman süresince büyük miktarda tatlı suyu depolayabilen akiferleri (suyla doymuş yeraltı materyali)’ besler. Zamanla bu su da hareket eder ve bir kısmı su döngüsünün başladığı ve bittiği okyanuslara karışır.

Kaynak Suyu ve Damacana Sular

Son zamanlarda yağışların azalmasından ötürü, kaynak suları önemli içeceklerimizin başında gelmektedir. Genellikle kullanım kolaylığı açısından damacana suları kullanmaktayız, sitemizde bazı firmaların analiz raporlarını kendi sitelerinden aldığımız bilgiler ışığında sizlerle paylaşmaktayız. En önemli içeceğimiz olan su bizim için hayatidir.

Kaynak suları içim kolaylığı ve güvenirliliği ile rahatlıkla gereksinimlerimizi karşılamaktadır.

Damacana su satışı arttı

Geçtiğimiz hafta sonu önce Aksaray'da daha sonra Konya'da görülen salgın hastalıklar damacana su satışlarının artmasına neden oldu.
 
VATANDAŞ SAĞLIKLI SU İSTİYOR
Damacana su satışlarının artması bu sektörün Konya’da da oldukça rağbet gösterdiğini ortaya çıkardı. Son yıllarda damacana su satışlarının artmasının nedeninin başında vatandaşın kaliteli su istemesi olduğunu ifade eden firma sahipleri, bunun da su satışları konusunda ciddi bir pazar payının oluştuğunu söyledi. Sardes Suları Konya Bölge Bayii KON-SU Gıda Şirketi Sahibi Cafer Tayyar Şahin, su satışlarının yaz aylarında daha çok olduğunu ifade ederken, son 10 gündür Aksaray ve Konya’da görülen bazı vakaların su satışlarında ciddi bir artışa neden olduğunu söyledi.
HASTALIĞIN SADECE ADI YETTİ
Konya’da ishal, mide bulantısı, kusma gibi şikayetlerin ortaya çıkması su sektöründe talep artışlarına neden oldu. Özellikle küçük çocuğu olan ailelerin şebeke suyu yerine damacana suyu tercih ettiklerini ifade eden Sardes Suları Konya Bölge Bayii KON-SU Gıda Şirketi Sahibi Cafer Tayyar Şahin son 10 gün içerisinde yoğun bir taleple karşı karşıya olduklarını bildirdi. Şahin, “Artan sıcaklıklar ve beraberinde baş gösteren sağlık sorunları karşısında su satışları arttı” dedi.
TALEP SU SATIŞLARINI ARTIRIR
Şahin, artan sıcaklıklar ve beraberinde baş gösteren sağlık sorunları karşısında su satışlarının arttığını da dile getirirken, “Her yıl mayıs ayı su sektörü açısından durgun geçerdi. İşler genellikle Haziran ayında yoğunluk gösterirdi. Ancak bu yıl yaşanan olumsuzlukların şebeke suyundan kaynaklandığını düşünenler nedeniyle Mayıs ayında satışlar arttı.”dedi. Özellikle çocuklu ailelerden gelen talebin arttığını söyleyen Şahin, ev ve iş yerlerinden gelen talep doğrultusunda satışların önümüzdeki günlerde daha da artmasını beklediklerini belirtti.
DAMACANA SU TERCİH EDİLİYOR
Şahin, vatandaşların artık kaliteli su konusunda daha hassas davrandığını da dile getirirken, “Konya’da tatlı su çeşmelerinin sayısının oldukça fazla olmasına rağmen bazı dönemlerde damacana su satışlarında artış yaşanıyor. Bazen görülen ufak tefek rahatsızlıklar da su satışlarının artmasına neden oluyor. Ancak Konya’da her hangi bir hastalık olmasa dahi vatandaşlarımız artık sağlıklı su konusunda oldukça hassas davranıyor. Bunun içinde damacana su tüketmeye biraz daha özen gösteriyor” diye konuştu.
SATIŞ FİYATLARI FAZLA ARTMAZ
Son günlerde baş gösteren sağlık sorunlarıyla birlikte kapalı su sektöründe yaşanan canlılığın önümüzdeki günlerde su fiyatlarına çok fazla yansımayacağını dile getiren Şahin, “Şu an su fiyatları firmadan firmaya değişiklik gösteriyor. 4.5 YTL olan damacana suyun fiyatının önümüzdeki günlerde 5 YTL’ ye ulaşabilir” dedi. Şahin, konuşmasının sonunda başlattıkları kampanyaya da değinirken, “Bir süre önce başlattığımız haftada iki damacana su tüketen her abonemize sıcak-soğuk sebil su buzdolabı hediye ediyoruz. Bu kampanyamızın tek şartı bir yıl süre ile haftada iki damacana su almak” diyerek çalışmalarını değerlendirdi.

Damacana sularında sorun yok

Sağlık Bakanlığı, Ankara'da 11 kaynak suyu işletmesindeki son denetimlerde herhangi bir biyolojik ve kimyasal sorun bulunmadığının belirlendiğini açıkladı.

Yazılı açıklamada, Ankara sınırları içinde 11 kaynak ve içme suyu işletmesi bulunduğu belirtildi.

Bu işletmelerin İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yıllık üretim kapasiteleri doğrultusunda yılda en az 4, en çok 36 kez kontrol edildiği vurgulanan açıklamada, kontrollerde numune alınmak suretiyle suyun biyolojik ve kimyasal yapısının sürekli denetime tabii tutulduğu ifade edildi.

Suyun kaynağındaki denetimin yanı sıra piyasa gözetimi ev denetimi kapsamında da numuneler alındığı belirtilen açıklamada, "Ankara'da bulunan 11 kaynak suyu işletmesinde yapılan son denetimde yer alan numune sonuçlarına göre, herhangi bir biyolojik ve kimyasal sorun bulunmamaktadır. Sorun tespit edilmesi durumunda ise ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda derhal müdahale edilmektedir" denildi.

Açıklamada, "Bunun yanında, üretim yeri Ankara dışında olan ve Sağlık Bakanlığı'nca izin verilen 191 kaynak ve içme suyu işletmelerinden 100 civarında marka Ankara'da satışa sunulmaktadır. Bu firmaların denetimleri de ilgili Sağlık Müdürlüklerince kaynağından yapılmaktadır. Ayrıca, yakınmalara öncelik verilerek müdürlüğümüzce de piyasa gözetim ve denetimi yapılmaktadır" ifadesine yer verildi.

Denetimler sırasında olumsuz bir durumun tespiti halinde ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda derhal müdahale edildiği belirtilen açıklamada, sorunun durumuna göre satışın engellendiği, ürünün imha edildiği, para cezası uygulandığı, işletmenin faaliyetinin durdurulduğu ve Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi.

Açıklamada, "Bugün itibarıyla yapılan denetim ve analiz sonuçlarına göre, Ankara'da halk sağlığını tehdit edici bir durum bulunmamaktadır. Olumsuz bir durumun tespit edilmesi halinde ise anında gerekli müdahaleler yapılacaktır" denildi.
Bot isimli Üye şimdilik offline konumundadır  

İzmir'de Damacana Su Satışları Arttı

İzmir’deki içme sularında arsenik miktarının yüksek çıkmasının ardından başlayan tartışmalar vatandaşı tedirgin etti. Damacana suyu satışında artış yaşanırken, İZSU memba suyu satış istasyonlarında da kuyruklar oluştuğu gözlendi.
Arsenikli su tartışmalarının ardından damacana suya talebin arttığını belirten su satıcıları, tartışmalar öncesindeki satış rakamlarıyla şimdiki arasında üç kata kadar fark olduğunu söylediler. Çeşme suyunu kesinlikle içmediklerini, Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasının ardından yemek yapmaktan da çekindiklerini belirten Karşıyaka’lı ev hanımları ise su sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirttiler. Karşıyaka İZSU memba suyu satış istasyonunda sabah saatlerinde uzayan kuyruklarda bekleyen vatandaşlar yerel yönetimlerin su sorununa el atarak insanları rahatlatması gerektiğini söylediler. Çeşme suyunu içmediklerini, damacana suyunun da pahalı olduğunu vurgulayan vatandaşlar, “Ne kadar zamandır arsenikli su içtiğimizi bilmiyoruz. Her aile de pahalı damacana suyunu alabilecek durumda değil. Bu uzun kuyruklarda da rezillik çekiyoruz” dediler. Kuyrukta bekleyen bazı vatandaşlar ise yaşanan su krizinin yerel seçimler öncesi yaratılan belediyeler savaşı olduğunu iddia etti. Karşıyaka ve
Bornova ilçelerinde bulunan İZSU memba suyu satış istasyonlarındaki vatandaşlar pazar arabalarında taşıyarak evlerine götürdükleri suların tadının çeşme suyundan çok daha iyi olduğunu söylediler.